Kayıtlar

su

Bu hayatta her şeyi planlayarak yaşarken -sanki o plan dışında bir şey olmayacak ve tıkırında işlerse sonsuz bir döngüye sahip olacakmışçasına yaşamak- nasıl kaçınılmaz bir ihtiyaç olan ve onlarsız yaşayamayacağımız su gibi elzem bir şeyi plansızca kullanıp sonunu getirebiliriz. İnsanların bencil ve kendileri özelinde kurdukları mükemmel yaşantılarının gelecekte insanlığın sonunu getirecek asıl şey olduğunun farkına varmak bence çok elzemdir. Su her şeyin içindedir, fakat burada hafızası varmış şu bu gibi filozofik şeylerden bahsetmiyorum, döngü içindedir bir kere.. döngüsü olup senin çaban dışında kendini var tutabilen bir şeyi yok olmanın eşiğine getirmek şeytanın yapabileceği bir şey değildir diye düşünüyorum
havuz insanların siz, sizin insanlar olduğunuz düşüncesiyle dolmak aslında çok saçma değil mi, şu zaman kadar kabullendiklerinizi ilke edinmelerini beklemek, eğer her iki taraf da yapacakları tartışmanın kırıcı olmak değil de düşüncelerini paylaşmak için olduğunun farkındaysa sıkıntı yok tabi ki, fakat bu çark genelde böyle dönmüyor, insan işte...yapısında egosunun getirdiği bana saldırıyorlar beni itekliyorlar düşüncelerimi genelleyerek kendi düşüncelerini özelleştirme kaygısıyla övmeye, abartmaya başlıyorlar diye düşünüyorsun. Çünkü bazı insanlar sadece düşünceleriyle vardır, bazı insanlar da dursa ve gülümsese yeterlidir. Bu tip ayırıcı etkenler hayatın sizi nasıl bir sevgiyle kucakladığına göre değişen şeyler sanırım. Ve bu sevgiye bazıları baştan sahip olduğu için yoksunluğunu bilmedikleri bir küstahlıkla yaşamlarına ilerlerken bazısı bırak küstahlık yapmayı normal bir mantalite ile hayata hiç atılmamış, endişesiz bir gün geçirmemiş oluyor. İşte hepimiz farklı suların farklı yönle...
bazı insanlar farklı mıdır yoksaa biz mi sıradanızdır. ya da farklılık zihinlerimizin erişemediğinde kondurduğu bir sığınma terimi midir. işte bunlar beni çok düşündürür ve yanılgıya sokar. peki ya bir insanı gerçekten sevmek nedir. ya da sevememek.işte sevememek çok acıdır. o his karşımızdakini seviyorum derkne kandırmanın acısıdır. hepimiz mi böyleyiz peki. ya da ben o zamanki hislerimin öcünü mü almaya çalışıyor birilerine bir şey mi kanıtlmaya çalışıyorum. ben napıyorum. benim toparlanmaya şımarmaya kendimi bırakmaya ve bulmaya ihtiyacım var. bencillik ise bencillik ama herkesş bşr kere arkada bırakıp belki 1 ay onlarla konuşmamaya ihtiyacım var. ben açık seçik ve çıplak hissediyorum artık giyinirken .biliçsel bütünlüğümün ayrılmaya çalıştığını hissediyorum. havada süzülür gibi süzüldüğümü hissediyorum. eğer bana sen öldün deseler inanırdım. bu hissizlik beni çok yoruyor . ben hayatımda ilk defa bir insanla bütün olmaya çalışırken bu kendimi kaybetmişlik beni çok yoruyor
 Hayatımızda belirli dönüm noktaları olduğuna inanıyorum. Genelde bu noktaları fark etmeden yaşıyoruz, bazısı tarif edilemez mutluluklara, bazısı altından kalkılması zor acılara, travmalara sebep oluyor. Ve tabi ki bir nokta olduklarıyla kalmıyorlar, bir çizgiye dönüşüyorlar, yeni bir gelecek yaratıyorlar hatta. Peki kontrol etmeyi seven bir insan için bu dönüm noktaları ne kadar travmatik olabilir, bunu düşünüyorum şu an. Değişimin verdiği zorluğun haricinde aslında kendi kişiliğine tehdit unsuru olan bir durum ile karşı karşıya değil mi? Bir tanesi daha zorlayıcı ki bence asıl zor olan kendi kişiliğinle savaşmak. Bunu birinci elden deneyimlemiş bir insan olarak yazıyorum şu an, ha tabi ki ben bir değilim bunu yaşayan, hepimiz yaşıyoruz, benimki bir timsal sadece. Şehir değiştirdiğimizde depresyona girmişim aslında fark etmeden. Tabi bu tabirim ne kadar doğru bilmiyorum. Şey derler ya, depresyona giren insan depresyonda olduğunun farkında değildir. Benimki de o hesap aslında. Çok ...

farkındalık

 Bazen kendimi anlayamıyorum, ne söylediğim ile ne düşündüğüm arasında uçurumlar oluyor. Sonrasında içinden çıkamadığım bir pişmanlık duygusu beni duygusal patlamaya yöneltiyor. Neden bunu yapıyorum, neden kendim olamıyorum, ya da aslında ben buyum ama kabullenemiyor muyum? Yalnızlığı bir andan içimde hissederken bir andan etrafıma bakıp şükür içinde doluveriyorum, fazla git gelliyim, bir andan fazla uyumlu bir insanım bir andan fazla baş kaldırılı, evdeki ben ile dışarıdaki arasında dünyalar var. Neyden memnunum bunu asla öğrenemedim, neden bunları yaşıyorum her hangi bir fikrim yok, etrafımdaki insanlara iyi miyim yoksa kötü mü. Bazen hepsinden uzaklaşmam gerektiğini hissediyorum. yalancının tekiyim. kendimi çok mu önemsiyorum yoksa aslında kendim için bir hiç miyim, beni insanları yönetirken bulduğum haller kokutuyor, sanki başka bir şeyin mutluluğunu istediğime kendimi kandırırken bunu bir ego tatmini olarak alıp kendim için onları kullanıyor gibi hissediyorum ve bu his beni mu...

bugün üzgünüm

Herhangi bir gündeyiz. Pardon 12 Eylülmüş. Bugünü özel kılabilen ne olabilir ne bu tarih. Bugün eskiyi anıyorum, bir duruma karşı verdiğim eski tepkileri veriyorum. Beni çok kırıyor, çok üzüyor bu hal. Tüm yıkılmışlığımı zerrelerimde hissediyorum kalbim çıkıcak gibi oluyor bazen hiç hissetmiyorum attığını bile. Ben bir boşluğu kazanmışım gibi hissediyorum. Demek istediğim şey eskiden var olduğunu hissettiğim şeylerin yokluğu. Birtakım yaşanmışlıklar var ama şu an onları hatırlayan içinde yaşayan tek kişi benim. Ordakiler, insanlar, anılar, eşyalar, her şey geride kaldı. Onlar bana bir gelecek sağlamıyor. O gelecek için sıfır inşa etmem lazım. Ama ben çok bağlıyım, eskiden olan şeylerin parçalarını istiyorum geleceğimde de. Ama nasıl geri getirebileceğimi bilmiyorum. Olanları yıkan ben miyim çok mu öznel düşünüyorum yoksa gerçekten olanlar bundan mı ibaret, kendimi kandırmıyor muyum. Her şeyi çok uçta yaşıyorum. Her şeyden çok hızlı korkuyorum, etkileniyorum, bir filmi izlerken hep dike...

Kendime

Bugün şu an kendimi sevdiğimi hissettim, bana bu hissi ne verdi bilmiyorum